SENİ DÜŞÜNÜNÜRÜM YA,
Seni düşünürüm ya,
Yanar yüreğim yeniden.
Solar açmadan çiçekler.
Seni düşünürüm ya,
Bir garip yolcu olurum.
Yeniden canlanırken dünya.
Seni düşünürüm ya,
Yıldırımlar yağar üstüme.
Başlarım üşümeğe,
Alaca karanlığında akşamın,
Bir Seylan başını koyar dizime.
Hasret türküleri okunur,
Yeşile küskün yamaçlarımda.
Seni düşünürüm ya,
Ay ışığı bir başka düşer suya.
Seni düşünürüm ya,
Kardelenler doğrulur,
Eteklerimde ki karın içinden.
Bir üveyik uçar yuvasından.
Seni düşünürüm ya,
Bir güvercin temizliğinde.
Fark edemem bir türlü,
Yatar eşkiyalar pusuya.
Seni düşünürüm ya,
Gül yaprağının su damlasında,
Gözlerinin siyahını görürüm.
Seni düşünürüm ya,
Ak bir bulut olur hayalin,
Sarar kollarıyla doruklarımı.
Seni düşünürüm ya,
Gözlerim hasret uykuya.
29 Mayıs 1998
ZAMAN
ZAMAN
Su yorulur elinde.
Vakit erken düşer dize tez elden.
Süpürür görünmeyen bir el günleri.
Benimlesin bilirim, çok uzaklardan gelip,
Bir tutam sevgi olursun sokaklarımda.
Kimi zaman nasihat derinliğinde,
Gün olur, kahkaha sığlığında zaman.
Çağlayan yorgunluğundayım.
Dürerken derinliğine düşünceleri.
Siyah saç buklelerinde düğümlenirim.
Toy olur kara gözlerin sevdalarımda..
Esmer güzeli çehrende,
Kimi zaman seyre dalarım, gülşeni.
Gün olur uyku sarhoşluğunda,
Döner feleklerin çarkında zaman.
Henüz besteye dökemediğim,
Anadolu lezzetindesin.
Bir yanık hoyratın göz damlasında,
Ağrı dorukları gibi ak,
Peri suyu kadar efsunlu.
Yavrusunu uyuturken,
Yörük anasının dudaklarında,
Ninni olursun kıl çadırlarına obanın.
Gün olur kırk ikindi yağmurlarında,
Kazılır Ahlat ta mezar taşına zaman.
Elma şekeri sevincinde çocukluğumun,
Düşersin terleyen bıyıklarıma.
Bir petek bal tadında savdanın,
Arı dokunuşuyla uyanırım.
Tek tek selamlayan aklar
Ve çelik ellerinde bükülür belim.
O ne müthiş haberdir.
Ulak taşıyamaz ağırlığını.
Gün olur merhaba sıcaklığında.
İki metre bez yalınlığında zaman.
Yusuf TATAR.
1998
BAKMA ÖYLE
BAKMA ÖYLE !
Bakma öyle!
Kürek mahkûmuymuşum gibi.
Acımazsın bilirim.
Aldırmazsın.
Toprak şahidim olsun ki;
Denizde vurgun yediğim gün,
Selamını gönderdim dağlara,
Karşılığını gördüm.
Gözlerinin derinliğinden kaçtım.
Bakma öyle!
Gönül muhabbetini
Dorukların beyazlığında buldum.
Pınarlarından bir billur sevgi kaynar ki:
Sen bilemezsin!
Açan her çiçek,
Bir acı gülümsemedir yokluğuna.
Rüzgarın dallarda iç çekişini
Hissedemezsin.
Bakma öyle !
Aldırdığım da yok aslında
Uzaklarda duruşuna.
Sularda sesin,
Yayla meltemlerinde kokun şimdi.
Saçlarını severdim ya…
Yaban günlerimde,
Bulutları okşuyorum.
Sen burçları okurdun da,
Ben inanmazdım hani
Papatya topluyorum.
Bakma öyle.
YUSUF TATAR. (1996)