Yusuf Tatar

AÇILIM

6/8/2009 -Kategori: DENEMELER

BU ‘AÇILIM’ BİZİ BOZMASIN BE ABİ ?

 

     Anadolu da bir misal vardır:

     Bir gün nerden aklına gelmişse gelmiş ve de buğday unu hacca gitmeye karar vermiş. Vermiş amma yerine bir vekil bırakmak durumunda imiş. Düşünmüş taşınmış kimi bırakayım da görevlerimi eksiksiz yapsın diye. Bütün hububatı tek tek aklından geçirmiş, arpa ununda karar kılmış. Arpa ununu huzura çağrılş ve başlamışlar konuşmaya. Selam kelam, hal hatır faslından sonra buğday unu asıl meramını anlatmaya başlamış.

     -    Bak kardeş, düşündüm taşındım ve hacca gitmeye karar verdim. Lakin yerime senden daha uygun bir vekil de bulamadım. Ben gelinceye kadar yerime vekâlet eder misin?

      Diye sormuş arpa ununa. Arpa ununun ağzı kulaklarında lakin ağırdan almakta. Birazda buğdayı pohpohlamakta

-         Olur da efendim, sizin işiniz bayağı zor. Diye cevap verir.

-         Orasını karıştırma canım ekmek falan olursun ben dönünceye kadar. Der buğday unu.

-         Efendim çörek de olayım mı? Diye sorar arpa unu.

-         Ol. Diye yanıtlar. Buğday unu kısaca.

     Arpa edebi ile selamını verip huzurdan ayrılırken. Aklına takılan soruyu da sormadan edemez. Geri dönerek.

-         Efendim börekte olsam mı? Diye sorar.

-         Olursun olursunda, yalnız çok açılma yırtılırsın efendi. Diye sinirli bir şekilde gönderir arpa ununu.  

     Açılalım açılalım buna kimsenin itirazı yok. İnsanlar demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletinde yaşadıklarının farkına varsınlar. Özgürlüklerin tadına varsınlar. Bizim insanımız da demokrasi insan haklarından limitsizce faydalansın.

     Ekonomik rahatlığa ulaşamamış kişilerin, özgürlükleri kullanarak karınların doyurmak için başka sistemleri aramaları kaçınılmazdır. Unutmamak gerekir ki: ‘ Aç tavuk ambar deler.’

     Evvelimizden alınacak derslerin farkında mıyız? Yenilgiler sonrası Rus ve Batının müdahaleleri ile başlayıp. Gülhane Hatt-ı Hümayunu ile halkın önünde dillendirilen ve sonraki yenilik hareketleri ile her geçen gün Osmanlı’yı sona yaklaştıran bilinçsizlik zincirinin izlerini sırtımızdan henüz silinmemiştir.

     Otuz yaş üzeri insanımızın bizzat gördüğü, izlediği ve okuduğu S.S.C.B.'nin son döneminde Mihaıl Gorbaçov'un liderliğinde ülkede demokratikleşmeye doğru değişim amacıyla uygulanan glasnost 1985'te uygulanmaya başlamış ve Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla son bulmuştur.

     Yugoslavya bir anda paramparça olmuş, Çekoslavakya ikiye bölünmüştür. Bunlar yaşadığımız gerçekler. Neymiş efendim; zaten bu ülkelerde insan haklarına ters düşen yönetimler varmışta… Ülkelerin asıl parçalanma sebebi bu antidemokratik sistemlermiş de…

     Peki yapılmaya çalışılan demokratikleşme değil miydi? Neymiş bu ülkelerde etnik ayrımcılığın yanında dini farlılıklar da varmışda… ‘Bosna, Azerbaycan, Özbekistan ve benzerleri için doğru olsun. Ukrayna’ya, Karadağ’a, Beyaz Rusya’ya ne demeli.’ Ayrılanların ortak noktaları: Karınları açtı ve kendilerini öteki olarak kabul etmişlerdi bir kere.

     Ötekileşmiş bir toplum beriki olamaz artık. Karnı doyurulmadan verilen her hak onun isteklerini bir basamak yukarı taşımaktan başka bir işe yaramaz. Hatta karnını doyursan da bir işe yaramaz. Selin önünden kurtarabildiklerimize bakmak yerine, sel gelmeden önce yaptığımız bir barajımız olmalıydı.

     Güzel ülkemin, güzel insanları işitin ve arpa unu olduğumuzu unutmayın.
                                                                    YUSUF TATAR06/08/2009

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazilmistir
« Önceki - Sonraki »